• arabesk türkiye de yasaklanmalıdır

    16.
    ortadoğu coğrafyasında arap şeyi yalayanlar tarafından yönetilen bir ülkede arabesk bir yaşamın içinden çıkmaya çalışıp yaşadığı hayatı yok etmek isteyenlerin önerisi. burada kastedilen arabesk müzik. bergen ve esengül gibi arabeskin kadın sanatçılarını ve emeklerini yok sayan kesime göre; arabesk tümüyle arap müziğinin üzerine kurulmuş, yıkılmışların dinlediği, kimliği ve karakteri gereği de eril bir müzik türü kaderci ve teslimiyetçi yanı ile şiddeti ve boyun eğmeyi beraberinde getiren.

    fakat arabesk, sessiz kitlelerin dile getiremediği tepkileridir, bir başkaldırıdır, müslüm gürses'in kadere ve tanrı'ya karşı isyanıyken, ibrahim tatlıses'in aşka karşı sitemi ve orhan gencebay'ın da düzene karşı çıkışıdır. devlet karşıtı olduğu için bi dönem yasakçı zihniyet tarafından devlet kanallarında yok sayılarak yasaklanmıştır arabesk.

    ve 60ların son dönemlerinde orhan gencebay'ın ''bir teselli ver'' şarkısı hiçbir şeyden teselli bulamayan halka teselli olmuştur, o zamanlar kitlelerin afyonu değil umudu olmuştur. bu müziği dinleyenlerin mutsuz ve depresif bir ruh hâline sahip olduğunu düşünenler arabeskin sadece damardan giren hâlini biliyordur. arabesk insanı sadece karamsarlığa itmez ümit de vermesini bilir.

    ''Arabesk sevmek vatan hainliğidir'' diyenlerin vatan için hiçbir şey yapmamış olmaları, arabesk müziği uyuşturucuya benzetip insanı pasifleştirdiğini savunanların bu isyanları protestoya dönüştürenlerin arabesk severlerin kendisi olduğunu bilmemeleri ne büyük bir ironi.

    orhan gencebay arabesk'in bütün müziklerin anahtarı olduğunu savunuyor ve bu tür müziğin tutulmasını toplumun özünden ve ekonomik şartlarından kaynaklanan bir olay olmasına bağlıyor. arabeskin ön plana çıkmak istememiş olan babası ali tekintüre ise arabeskin hâlin arzı olduğunu yılgınlık olmadığını söylemişti.

    arabesk acıyı yaşattığı kadar sevinci de yaşatır, sadece çaresizlerin hâli değil aynı zamanda sevenin ve sevilenin de hâlidir, rakı veya erkeklikle de bağdaştırılamaz. müzik evrenseldir, kişi istediği müzik türünü dinlemekte özgürdür ve kimse de kimsenin özgürlüğünü kısıtlayamaz. bir şeye karşı çıkmakla o şeyin yasaklanmasını istemek ayrı şeylerdir, biri boyun eğmediğini gösterirken diğeri de bir kesimin özgürlüğüne karışarak kendi özgürlüğünün de elinden alınmasına fırsat verdiğini gösterir.

    https://m.youtube.com/watch?v=6IGEutU92lQ+
    39 -1 ... arabeskkadin
  • ankara hukuk vs istanbul hukuk

    65.
    ikisi de türkiye'de yer alan üniversiteler, iki fakültenin dekanı da iktidar yanlısı, ikisinin de eğitim seviyesi aynı, kalitelerinin farklı oluşu eğitimlerinden kaynaklanmıyor. ikisinin de adı var fakat istanbul hukukun adı usûlsüz bir şekilde aldığı öğrencileri mezun etme ve karıştığı olaylarla da bir adım önde, bu da sadece türkiye'de.

    ankara hukuk türkiye cumhuriyetinin ilk hukuk okulu olmasına rağmen istanbul hukukun ismi profesörleri sayesinde de daha çok ön planda zira bu fakültenin de köklü bir tarihi var bu yüzden de istanbul hukuk çıkışlılar iş başvurularında öncelikli olabiliyorlar, mezun işsizi de var ama bu şekilde iş sahibi olanı daha fazla. her önüne geleni aldığı için de etraf mesleğini layıkı ile yapmayan ya da kötüye kullanan avukatlarla doldu.

    genelde profesör olmuş fakat insanlarla nasıl iletişim kurulması ve nasıl davranılması gerektiğini, hoşgörüyü unutan tipler bu fakülteden çıkar zira ''türkiye'nin en iyi hukuk fakülteleri'' listesinin ilk sırasında yer alıyor yani birinci olarak anılıyor.

    gel gelelim ki ilsa bünyesinde faaliyet gösteren uluslararası hukuk perspektifini geliştirmek amacıyla uluslararası hukuk kulübünü kurarak ''öğrenci değişim programı'' adı altında yurtdışı fakülteler ile bağlantıları olmasına rağmen eğitim yönünden heidelberg hukuk fakültesi gibi fakültelerle karşılaştırılması söz konusu dahi olamaz.

    ve unutulmamalı ki bu fakülteye zamanında sınavsız torpille öğrenci alındı, uzaktan öğretim adalet myo da istanbul hukuk fakültesine bağlı bir bölüm, böylelikle nasıl mezunlar çıkardığı ve bunların nasıl avukatlık yapabildikleri buradan da belli oluyor. ''pkklı yuvası'' olarak da biliniyor bundan dolayı da terörist sevici kesimle katliamlara karşı çıkan kesimi ayıramayanların da hedefinde.

    ankara hukukta da ne kadar terörist sevici varsa onun iki katı kadar da ülkücü var. koridorlarındaki tekbir sesleri adaletin sesini bastırıyor. okuduğum üniversiteyle aynı kafadaki öğrencilere sahip.
    32 -1 ... arabeskkadin
  • izmir

    6390.
    aşık olduğum ve hiçbir zaman terketmeyeceğim memleketim. dünyaya bir daha gelsem yine doğup büyümek ve yaşamak isteyeceğim tek yer. şu sıralar rüzgardan uçuyor ama yine de seviyoruz. izmir'i, meşhur olan yiyeceklerini, kadınlarını ve insanlarını abartanlar sayesinde hiç adım atmayanların dahi nefretini kazanabiliyor. kadınlarını yaftalayacak kadar yürek yemişlik sergileyip namus bekçiliği yapan tiplerin de dilinden düşmediğine göre gerçekten saygıyı hak eden asil bir şehir.

    ne çok abartılacak bir güzelliğe sahip, ne kadınları prenses gibi, ne de yerilecek ve istanbulla karşılaştırılınca istanbul'a hakaret sayılacak kadar kötü bir şehir. bu kadar göç almasaydı, içerisine bu kadar yobazı, elin arabını, istanbulluyu, konyalıyı doldurmasalardı daha güzel olabilirdi. kendi hâlinde yaşayan insanlara sahip rahat bir şehirdi, insanlar özgürlüğünü yaşayabiliyordu.

    kendisini kadın cinayetlerinde, çocuklara cinsel istismarda ve hayvanlara yönelik şiddette listenin ortalarında yer aldıran leş tipleri bu şehre sokanlar utansın. vatan için değil belki ama izmir için her zaman mücadele ederim. zira her şeye rağmen insan olabilen güzel insanları içerisinde barındırmaya devam ediyor. benim gözümde kraliçe tacını layıkı ile taşıyan en değerli dünyam. kışı ayrı güzel, baharı ayrı güzel. foçasıyla, urlasıyla, karaburunuyla, seferihisarıyla, bornovasıyla, karşıyakasıyla güzelliğine güzellik katan toprağım.

    türkiye'nin her yeri içerisindekilerle, eserleriyle ve tarihleriyle birlikte ayrı bir güzel ve değerli, gezerim, incelerim, araştırırım, beğenirim ama alışkanlıktan mıdır nedir bilmiyorum başka hiçbir şehri sevemiyorum. ruhumu dinlendiren, yaşadığım sürece her yeri bana ayrı bir mutluluk veren tek yer izmir. kentsel dönüşüm adı altında da taşını toprağını biplediler, ulaşım düzenlemesi diye de çoğu yerde dağda yaşıyormuş hissini verdirdiler insanlara, ulaşımın en kısa sürede düzelmesini diliyorum.

    izmir
    50 -5 ... arabeskkadin
  • gecenin şarkısı

    32242.
    https://m.youtube.com/watch?v=qqdCDNe3dP4+
    25 ... arabeskkadin
  • bebeklere ve çocuklara beslenen gereksiz sevgi

    22.
    gereksiz değildir, adı üstünde bebek ve çocuk; bunlar sevgi, şefkat ve ilgi ile büyür, yüzlerinin gülmesi için sevgi şarttır. zira çocuklar toplumun geleceğidir ve çocuk sevgisi insan sevgisi için bir ihtiyaçtır. sevmeyen de sevmez kimse kimseye zorla sev demiyor. anne/baba mı olamayacaksınız, bebek mi sevdirmiyorlar size, sevgisiz mi büyüdünüz bize ne, başlığınız tutmayınca hortlatıp durmayın şöyle başlıkları. bebek düşmanıysanız da gidin başka yerde sürdürün düşmanlığınızı. hep aynı başlıkları görmekten gına geldi.
    42 -5 ... arabeskkadin
  • hayvanlara işkence yapmak

    13.
    insan olanın yapmayacağı, kozmetik sektörünün deney olarak kullanarak, eğlence sektörünün de sirklerde uyguladığı, lüks düşkünü olanların kürklerini kullanmak üzere, et, yumurta, süt severlerin yemek için, merhamet ve vicdan sahibi olmayanların ise zevk için gerçekleştirdikleri fakat hayvanları koruma yasasına göre hâlâ suç değil kabahat sayılan bir eylem. ruh hastalığı desek hastalara hakaret olur, nasıl bir psikopatlık ki yapan kendine yakıştırabiliyor bunu.

    ''yeni yasa tasarısı yürürlüğe girse de suç sayılsa'' deniliyor ama bunun dahi uygulanmayacağından adım gibi eminim. bugüne kadar her şey sadece kağıt üzerindeydi bundan sonra mı değişecek? bunun için mücadele veren insanlar sussun diye bunlarla oyalıyorlar. hayvanlara değer vermeyip de üzerine bir de şiddet uygulayıp bir çöp variline atanlara neredeyse ödül verecekler.

    çocukları dahi hayvanlara düşman edip eziyet yapmaları için gerçekleştirdikleri işkencelerle örnek olan bir kesimden, yolda yaralı köşeye sinmiş insanlardan kaçan ve yağmurda çamur olmuş bir hayvan görünce iğrenerek ya da sadece karşıdan acıyan gözlerle bakan fakat sosyal medyada kendine ''hayvansever'' diyen kesimden bi şey beklemiyorum zaten.

    fakat ses çıkarmadıkça ve bu hayvanların yaralarını sarmayıp onlara en azından iyileşene kadar kucak açmayarak bir köşede bıraktıkça, işkence görmüş psikolojisi çökmüş sokakta acı çeken hayvanlarla daha sık karşılaşabiliriz. hayvan şiddet gördükçe daha da yabanileşir bu yüzden hayvanlara sevmek için yaklaşan kimsenin de yabani olan hayvana kızmaya hakkı yoktur. mahallede 50 kedinin arasında dişi bi kedimiz var, ev kedisiymiş sokağa atmışlar, bi gün arka tarafından kan geldiğini ve afedersiniz bok aktığını gördüm eğilmemle arka tarafının sopa gibi bir şeyle deşilmiş olduğunu fark ettim. o da insanlardan sürekli kaçan hırçın bir kedi.

    ve bundan birkaç gün önce evde durmayıp da sürekli sokağa kaçan ama her gün sabah, öğlen, akşam kapımın önünde biten ve yemek vermem için kapıyı tıklatarak miyavlayan uslu pamuğum ortalıktan yok oldu, en sonunda doğum günümün gecesinde bir evin bodrum katından çıktığını öğrendim, yanına gittiğimde ise işkence ile çöpe atılmış olduğunu ve ordan kaçarak bodrum katına sığındığını öğrendim. dişlerinin ve tırnaklarının kırıldığını, gözlerinin içine gittiğini, her tarafının kapkara olduğunu, sağ ayağının üstüne basamadığını, burnunun, sol gözünün ve ağzının yara olduğunu bununla birlikte grip olduğunu ve salyalarının aktığını, ağzının alt kısmını kapatamadığını ve açlıktan zayıfladığını gördüm, o kadar canı acıyordu ki sadece yüzünü temizleyebildim ve sadece süt, su ile duruyor.

    işsizim ve maddi imkânım yok, arabam yok ama buna rağmen yaralı ve hasta bulduğum kedileri ve köpekleri özel veterinere götürmeye çalışıyorum, belediyenin vet. görevlilerine emanet ettiğim kedilerim de var. bugün pamuğu da götürecektim yine ortalıkta yoktu. yağmur yağıyor diye bir yere sığınmış olabileceğini düşündüm, işimiz yarına kaldı, özelde bir şey yapamazlarsa ya da maddi gücüm yetmezse belediyenin veterinerliğine vereceğim. eminim izmir'de işkence görmüş sokak hayvanları ile bedava ilgilenen özel veterinerler de vardır fakat evimin yakınında bir tane bile veteriner yok bulabildiğim tek yer yeşilova oldu o da bedava değil. sosyal medyaya vermek de istemiyorum.

    ama sosyal medyada şiddet gören hayvanların tedavi masraflarının karşılanması için görüntülerini yayınlayarak insanların maddi yönden yardımcı olmalarını sağlayan sayfalar var. bugün de böyle bir sayfa sayesinde bir köpeğin bacaklarının asitle yakıldığını ve kulaklarının kesildiğini öğrendim. söyleyecek bir sözüm kalmadı zira bir köpek bir insana en kötü ne yapmış olabilir, ne yaparsa da yapsın şiddeti hak etmez. kaldı ki şiddet bir hak değildir. yani bu eylemleri gerçekleştirenler tedavi olsalar dahi işe yaramayacağını düşünüyorum, sadece bunun artık caydırıcı cezalarla birlikte ceza kanunu kapsamında yer alması ve bunların uygulanması gerektiğini savunuyorum.

    https://www.instagram.com...taken-by=leylatheprincess
    41 ... arabeskkadin
  • kadın cinayetleri

    204.
    kadına yönelik şiddetin her türlüsü ile başlayıp kimi tecavüz kimi de işkence ile devam eden ve sadece türkiye'de değil dünyada son bulması beklenirken günden güne sayıları daha da artan ve son 15 yılda 20.000'e yakın kadının maktulü olduğu cinayetler. azmettiriciler; devlet, adalet, medya ve ''kadının sırtından sopayı, karnından da sıpayı eksik etmeyeceksin'' diye direten toplumdur.

    failleri de genelde erkek gibi düşünüp de önce erkeğe sorması gereken soruların cevaplarını hemcinsinde arayan kesimden, başka övünecek bir şeyi olmadığı için sık sık erkekliği ile övünüp de ''ya benimsin ya kara toprağın'' düşüncesi ile hareket ederek delikanlılığı yürekte değil görünüşte yaşatan kesimden ve kadınlara prensesmiş gibi davranıp kendilerine muhtaç ederek mal gibi kullanan kesimden çıkar.

    bahaneleri de hazırdır; ''çok seviyordum, kıskandım, açık giyiniyordu, erkekliğimi aşağıladı, aldattı, reddetti, bakire değilmiş, yemeğe tuz koymamış, çocuk benden değilmiş'' vs. ''kocamı ayarttı, sevgilimi yatağa attı, sözlümle aramıza girdi, yuvamı dağıttı'' bunlardan sadece birkaçı zira bunlar kabullenilmiş artık mahkemenin verdiği cezanın dahi hiçbir caydırıcılığı yok.

    ''namus cinayeti'' kadının katledilişini meşrulaştırmak için katillerin göğsünü gererek sunduğu bir neden. çünkü katili yetiştirenler namusun ne demek olduğunu, önce kendisinde araması gerektiğini öğretmemiş ve kadını her aşağıladığında sırtını sıvazlamış. hakkında yapılan şakalara gülenler dahi katilleri destekliyor zira olayların vahametinin farkında değiller.

    medya da katili aklarcasına cinayetlere bir kılıf uydurarak sunar haberlerini. aşkına karşılık bulamayıp da ''hayır''ı sindiremeyen tipler tarafından katledilen kadınların haberlere konu olma şekli buna bir örnek; ''karşılıksız aşk cinayeti, aşkına karşılık bulamayınca öldürdü, sevgili dehşeti, kıskançlık krizi.'' hayır bu baya baya kadın cinayeti. adaletin olmadığı, eril tahakkümün hüküm sürdüğü bölgelerde kadının adı yoktur, katliamları da çok olur.

    bu cinayetlerde erkeklerin güç aldığı cins; yine erkeğe yaranmak için güzellik uğruna eril zihniyetle hareket ederek kendini harcatan kadınlar. bir kadının hemcinsinin yanında değil karşısında durması, ''babamın veya anamın evine dönersem elalem ne der?'' sorusuyla yaşayarak yaşadıklarını kabullenip boyun eğmesi, düşman olduğu kadını ''kocam sana tecavüz edecek'' diye tehditler savurup da yine bir erkekten güç alarak sindirmeye çalışması, kendini korunmaya muhtaç güçsüz biri olarak gösterip erkek delisi olması, kendi ekonomik özgürlüğünü kazanmak varken erkekten para beklemesi, nerde ipsiz sapsız, kaba, erkekliği silahla veya rakıyla bağdaştıran ve geçmişinde bir kadına her yönden şiddet uygulamış hindi gibi kabaran tipler varsa onları seçmesi, kendisine şiddet uygulayan erkeği veya kendisini aldatanı affetmesi, hemcinsiyle dalga geçen erkeğe katılması, erkek düşürmek için futbol holiganı olacağım derken cinsiyetçi bir erkeğe dönüşmesi, fatma betül sayan kaya gibi yetkililerin boşanmaların azalması için çalışıp bununla övünürken kadın katliamlarının arttığını görmezden gelmeleri, pedofiliye ve anneliği yüceltip cumbabanın ''anneliği reddeden kadın, yarım kadındır'' lafına destek vermeleri bunlara sadece birer örnek.

    bi 7 yıldır kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleri ile ilgili araştırmalar yapıyorum ve dicle koğacıoğlu'nun dediği kadar var.

    medyaya yansıyanların bir kısmı:

    kadın cinayetleri
    kadın cinayetleri
    kadın cinayetleri
    kadın cinayetleri
    kadın cinayetleri
    kadın cinayetleri
    kadın cinayetleri
    kadın cinayetleri
    kadın cinayetleri
    kadın cinayetleri
    41 -3 ... arabeskkadin
  • ingeborg bachmann

    28.
    max frisch ile ayrıldıktan sonra 1973'te ölüm teknikleri projesi üzerine çalışırken çok sayıda uyku hapı alarak uykuya dalınca evinde çıkan yangında ölen fakat geride bıraktığı eserlerinin yanı sıra içerisinde ''toplum, düşünülebilecek en kanlı arenadır. bu arenada eskiden beri, bu dünyanın mahkemelerine sonsuza değin kapalı kalan, en inanılmaz cinayetlerin tohumu en kolay biçimde ekilmiştir'' sözleriyle toplumu kanlı bir arena olarak nitelendirdiği 'malina' gibi bir başyapıtı da bırakmış avusturyalı feminist şair/yazar. ''ölüm türleri'' (todesarten) ana başlığı altında yazmayı düşündüğü bir dizi romanın tamamlanabilmiş ilk ve tek bölümü olan 1971'de yayımlanmış 'malina' ingeborg'un vefatına kadar verdiği her röportajda birçok soruyu da beraberinde getirdi, bunlardan biri de yine bir konuşmasında okuru tarafından gelen toplumu neden kanlı arena olarak tanımladığı sorusuydu:

    ''evet, yoksa kuşku mu duyuyorsunuz bundan? bu sözde uygar dünyada, görünüşte uygar davranan insanlar arasında, gerçekte sürekli bir savaşın egemenliğinden kuşku mu duyuyorsunuz? insanların birbirlerini ağır ağır öldürmekte olduklarına inanmıyor musunuz? kimi zaman herkes açık ve seçik görebiliyor bu gerçeği, ama uzun zaman parçaları boyunca da insanlar yine belli bir dinginlik içerisinde yaşayıp gidiyorlar; küçük yaralarıyla, yaralanmalarıyla birlikte ve aslında yaşanabiliyor bunlarla... insanın gerçek ölümü, hastalıklardan değildir, insanın insana yaptıklarındandır.''

    eserleri ile tanıştığım ilk yıl 2007 idi, yıllar geçtikçe tekrar tekrar okudum ve hans kelsen, sigmund freud, agatha christie ile birlikte başucu yazarlarımdan biri oldu.

    ''erkekler birbirinden farklıdır ve aslında her birini iyileşmez bir kilinik vaka olarak görmek gerekir, başka deyişle, ders kitaplarında ve ilgili öteki kitaplarda yazılı olanlar, tek bir erkeği bile tüm doğasıyla açıklamak için yeterli değildir. bir erkeğin beyninden kaynaklananları anlamak bin kez daha kolaydır. bu en azından benim için kesinlikle böyle. ama bu hiç kuşkusuz herkeste ortak olduğu söylenen şey değil. ne büyük bir yanılgı! bir genelleştirmeye olanak sağlayabilecek böyle bir malzeme, yüzyıllar boyunca bile toplanamazdı. tek bir kadın bile çok fazla sayıda tuhaflığın üstesinden gelmek zorundadır ve kendini hangi hastalık belirtilerine göre ayarlaması gerektiğini ona daha önce söyleyen olmamıştır, denilebilir ki, erkeğin bir kadın karşısındaki tutumu tümüyle hastalıklıdır, üstelik tümüyle kendine özgü biçimde hastalıklıdır; dolayısıyla erkekleri hastalıklarından kurtarabilme olanağı artık asla yoktur. kadınlar için ise, olsa olsa acılara katılıp birlikte acı çekme yoluyla kaptıkları bulaşıcı hastalıkların izlerini az çok taşıdıkları söylenebilir.''
    33 -2 ... arabeskkadin
  • günün köpeği

    11.
    * günün köpeği
    38 -1 ... arabeskkadin
  • antidepresan kullanana ne gerek var diyen insan

    18.
    hiçbir şey bilmeden boş konuşan ve kullananları küçümseyen bir insan olabilir, tek derdi iddaa kuponu veya fazla ilgi ya da dersler olabilir. antidepresanlar hakkında yanlış bir bilgi edinmiş de olabilir. hiçbir dert küçümsenmez ama bunların kullanımı hastalıklara bağlı. tıp okuyan insanların bunların ota boka kullanılmayacağını ve kimin kullanacağına da sadece bir psikiyatristin karar verebileceğini iyi bilmeleri gerekir. kimse bunları zevkine kullanmaz zaten kullanamaz da. bunları sadece delilerin kullandığını ve bunların bir zehir olduğunu, eğer içersem beni pasif bir insan hâline dönüştüreceğini ve kilo aldıracağını söyleyenler yüzünden 16 yaşımdan beri yaşadıklarımı içime ata ata ilk defa 25 yaşımda psikiyatrist yüzü görmüştüm, geç kalmıştım ve insülin kullanımı gerektiren diyabete yakalandım ama kulaktan dolma bilgilerle hareket edilmeyeceğini de öğrenmiş oldum. ''antidepresan çok güzel bir şey herkes kullansın'' demiyor kimse zira elinde olsa kimse bunları kullanmaz fakat bu bir irade meselesi değil. kaygı bozuklukları, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları, nörobilişsel bozukluklar veya kişilik bozuklukları gibi insanı ölüme götürebilen hastalıklar bunlara mecbur bırakabiliyor insanı. kısacası ''ne gerek var deme belki bi görünsen senin de kullanmana gerek vardır'' demeniz yeterli.

    ''Her hastalık evvelâ ruhta başlayıp sonra vücuda sirayet etmiş bir isyandır.'' *
    40 -1 ... arabeskkadin
  • gecenin duvar yazısı

    3213.
    gecenin duvar yazısı
    43 -1 ... arabeskkadin
  • yengeç burcu kadını

    767.
    su grubuna mensup burcun duygusal ve kırılgan kadınları. hem gezenti hem evcil, bu ikisini bi şekilde dengeler. yükseleni de yengeç burcu ise kova burcu ve akrep burcu kadınından sonra en anlaşamadığım kadınlar arasında yerini alır. 10 temmuz doğumlu olan annemden yola çıkarak konuşuyorum; ''en iyi anne'' ödülünü almaya layık tek kadın olabilir. evini tek başına çekip çevirebilecek bir güce sahip zira tutumlu kadınlar. yemeklerinin lezzeti konusunda kimse eline su dökemez ve temizlik hastasıdır. aşırı alıngan, toplum içinde ortaya atılan bir lafı bile üzerine alınabilir ama gözyaşlarını eve saklar.

    kin gütmez ama nazı birtek evlatlarına ve eşine geçtiği için haksız dahi olsa haklı çıkmayı bilir ve özür dilettirir ama iş başkalarına gelince gönül almayı iyi bilir. herkesin yardımına koşması insanların gözünde saf olarak görünmesine sebep olabilir ve bunu dile getirmese de içten içe yaptıklarının karşılığını bekler. insanlar için fazla fedakâr, hasta olan eşini yarı yolda bırakmayıp da yıllarca bir kere bile ''bıktım'' demeden bakabilecek kadar fedakârdır. çocuklarının geleceği için didinip çabalamaktan kendini unutur. ama yaptığı fedakârlıkların karşılığını alamadığında da dilinden dökülen sözlerin ağırlığı ile ezer karşındakini.

    bu nasıl oluyor bilmiyorum ama ilendiği zaman da ışık hızıyla tutar, sonra işin yoksa iki yakan biraraya gelsin diye uğraş dur. çok sık tartışırız, bazen kendimi kaybeder haddimi aşarım çünkü ilacımı almadığım zamanlar kurşun gibi laflarına dayanmam imkânsız, bazen de susarım ama sonunda haklı dahi olsam, haksız olduğunu anlayıp da ''kızım seni kırmak istemedim'' bile demez yani diyor ki ''ben yengeç burcu bir kadınım ama her şeyden önce bir anneyim ve her zaman haklıyım gelip gönlümü alacaksın.'' yani hatalarını kabullenememe gibi bir sorunu var, en yakınlarını kırabileceğini düşünemiyor. bir diğer sorunu da ''elalem ne der?'' diye yaşaması. ''aman evim düzenli olsun, temiz olsun, çocuklarım okusun da mesleklerini ellerine alsınlar, insan olsunlar adımızı çıkarmasınlar'' diye diye en sonunda kendini yer bitirir.
    36 -2 ... arabeskkadin
  • babanın ölmesi

    1015.
    ''baba'' kelimesinin hakkını vererek çoğu ailede evine daha çok maddi yönden yardımcı olmaya çalışan, kendinden çok çocuklarını düşünen ve hasta olduklarında gecelerce baş ucundan ayrılmayan, çocuklarıyla vakit geçirebilmek için uykusundan bile feragat eden canının yarısının artık olmamasıdır. her gün severken sarılmalara, koklamalara doyamadığın, hastayken geceler boyu başında beklediğin, tıpkı küçükken senin altını temizlerken annene yardım ettiği gibi sen de yeri geldiğinde altını temizlediğin, misler gibi baktığın, ''ya bir gün bir şey olursa ve artık olmazsa ben ne yaparım'' derken içini yakan bu düşünce gerçekleştiğinde o pamuk yanaklarını öpmek yerine fotoğraflarını öpecek olmaktır, her gün gördüğün, konuşamasa da, hissedemese de, kendi işini kendi göremese de, ayağa kalkamasa da evin içinde nefesinin olması dahi huzur veren adamın artık yaşamamasıdır ama yerini de kimsenin alamayacak olmasıdır. morgda görüp de son kez öpüp kokladığın, sarıldığın o hâlini her gün hatırlamaktır. geriye sadece anılarının kalmasıdır, belki bir fotoğraf belki de bir kazak.

    bugün 5 ay oldu, doğum gününden 3 gün önce öldü, ilk zamanlar mezarlığa her gün giderken bi zaman sonra gidemez oldum, rüyalarıma sadece 3 kere girdi oysa her gece rüyalarıma gelmesini çok istiyorum, belki gelir diye her gece erkenden uyuyorum. fotoğraf albümlerimize bakıyorum çoğu zaman, küçükken beni kucağına aldığı sadece ikimizin bulunduğu bir fotoğrafı yastığımın altına koydum her gece onunla dertleşiyorum, kazaklarını giyiyorum, okuyoruz annemle dualar ediyoruz ve hep gülümseyerek hatırlıyorum çünkü melek gibiydi ve bana rüya gibi bir çocuklukla birlikte çok güzel anılar bıraktı. kendi doğum günümde mezar taşını yaptırabilmek için de para biriktirmeye çalışıyorum, yeter ki rahat uyusun bu dünyada bulamadığı huzuru ve sağlığı öbür dünyada bulsun. insan ancak ailesinden birini kaybedince akıllanıyor fakat babayı kaybedince maddi yönden dertlerin ve sorumlulukların daha da çoğalıyor çünkü hayat devam ediyor ve bi şekilde yaşamaya çalışıyoruz.
    50 -2 ... arabeskkadin
  • sokak hayvanlarını tekmelemek

    26.
    ailesinin içlerine hayvan sevgisini aşılamak yerine doğurup maganda gibi yetiştirdikleri çocukların küçükken yaptıkları fakat büyüdüklerinde de sanalda trolllük adı altında devam ettirmeye çalışarak hayvana yönelik şiddeti meşrulaştırmak için çabaladıkları eylem. evet hayvanları koruma yasa tasarısı yeterli değil, tecavüz fiili ceza kapsamına alınmamış, hayvan ticareti yine engellenmeyecek, bu görev hâlâ orman ve su işleri bakanlığında, hapis cezasında alt sınırın 4 ay üst sınırın 10,5 yıl olması da caydırıcı gelmeyebilir fakat hayvanların artık sadece kağıt üzerinde değil gerçekten korunacak olması, bu tasarıya göre hayvana şiddetin kabahat değil suç sayılması ve suçu işleyenlerin para cezası ile kurtulamayacak olmaları -eğer gerçekten uygulanırsa- ufak da olsa bi ilerleme olduğunu gösterir. yani en azından böyle tiplerin akıllanmalarını sağlayabilir.

    sokak hayvanlarını tekmelemek
    40 ... arabeskkadin
  • gecenin sözü

    14790.
    geceye bir söz bırak
    47 -1 ... arabeskkadin
  • kız çocuğu

    266.
    dünyaya geldiği andan itibaren evin neşesi, huzurun ve mutluluğun kaynağı, hafif atlatılabilen hastalıklara şifa, dertlere deva gibi gelen mucizevi varlık. cimcime. çocuklarda cinsiyet ayrımı yapmıyorum fakat kız çocukları ne kadar cadı olursa olsun sevimlilikleriyle insanın ruhunu dinlendiriyorlar, yorgunluğunu unutturuyorlar. belki hiçbir zaman bana anne diyen bir kızım olmayacak, belki de yaşım gelince allah nasip ederse evlat edineceğim hayallerimin sahibi olan melek bana anne diyecek, zaman ne gösterir bilemem ama insanın bir kız evladı olmalı diye düşünüyorum. tabikide sadece olması değil yetiştirebilmek ve onu yarı yolda bırakmamak da önemli.

    yanlarında olup kendilerine katkıda bulunularak zamanı gelince eğitime ve iş hayatına teşvik edilmelerinden yanayım zira bu devir ekonomik özgürlüğünü kazanabilecek güçlü bireyler olmaları için kız çocuklarını hayatla savaşmak zorunda bırakarak mücadeleye itiyor. ablamın * 2 oğlu var, çocukluk arkadaşlarımın da kızları var ama gel gör ki teyzelerinin güllerine aldığım renk renk giysileri, ayakkabıları ablam duymasın ama paşalarıma almadım, bu da kız çocuklarına olan hayranlığımın ağır basmasından kaynaklanıyor.

    https://gaiadergi.com/tar...lu-kizlarin-fotograflari/

    kız çocuğu
    kız çocuğu
    33 -2 ... arabeskkadin
  • şu an ne düşünüyorsun

    105.
    sözde meslek sahibi ama artık özde resmen işsizim, bugünden itibaren işsizler kervanına katıldım, çıkıcam demiştim çıktım. bi yanım mutlu gibi çünkü dinlenme fırsatı bulabileceğimi umuyorum, bi yanım da iş bulamayacaksın ve meleklerin aç kalacak diyor. üşenmezsem yarından itibaren izmir'deki bütün veterinerlere cv bırakmayı düşünüyorum. 3 yıldır çoğu hastaneye ve hukuk bürolarına bıraktığım cv lerin bi kısmının geri dönüşünü alamadım, geri dönüş yaptıklarında da çalışıyordum, belki yine işe yaramaz ama en azından biz bıraktık deriz. sonuçta diplomalı ve sertifikalı işsiziz. kırmızı çayımı yudumlarken bir yandan çeviri yapmayı düşünüyorum, bi yandan da umarım uzun süre işsiz kalmam diyorum zira maddi anlamda dardayız, stresten yemeğe sardım. çeviri yaparken de sıkılmasam pamuk gibi bi insanım. *
    41 ... arabeskkadin
  • uludağ sözlük moderatörleri

    28.
    birini dahi ne tanırım ne de bilirim, kaç kişi olduklarını bile bilmiyorum ama gördüğüm kadarı ile hak edene hak ettiği cezayı vermeyip çaylak yapmakla yetinen moderatörler. hatta bazılarına onu bile yapmıyorlar. bi dönem entryleri ile öne çıkan kadın yazarlara özel hayatlarından ve kendi duyarsızlıklarını ortaya çıkardığı için karalamaya çalıştıkları entrylerden tut kişilik haklarına kadar saldırarak üzerlerinde baskı oluşturup sindirmeye çalışan ve kadınlar üzerinden dedikoduya devam edip prim yapan sanal alem sapkınları hâlâ buralarda istedikleri şekilde yazabiliyorlarsa ve yine aynı şahıslar tarafından insanlar kolaylıkla terörist yaftası yiyebiliyorsa, halk kin ve düşmanlığa tahrik edilip, cinsiyetçilik, ırkçılık, nefret söylemleri, kadına şiddet ve tecavüz meşrulaştırılmaya çalışılıyorsa bu moderatörlerin suçudur. kendilerine veya herhangi bir yazara küfür ve hakaret edilmesine dahi tepkilerini çaylaklıkla gösteriyorlar. yazar alımları bu kadar kolay olmasaydı sözlükler belki de tumblra veya instagrama benzemezdi.
    47 -4 ... arabeskkadin
  • insanlar ikinci bir şansı hak eder mi

    20.
    kim olursa olsun, hatası ne olursa olsun, pişman da olsa hak etmez. hak eden insan da yoktur. benim düşüncem budur, ikinci kere aynı kazığı yiyecek kadar gurursuz veya keriz değilim, şu üç günlük dünyayı bana zehir etmelerine izin veremem. *
    42 ... arabeskkadin
  • fenerbahçe taraftarı

    5745.
    futboldan haz etmememin sebeplerinden biri. holiganlığı abartıp yaptıkları cinsiyetçilikle övünerek içlerinde bu tür eylemlere girişmeyen ama fenerbahçeyi destekleyen insanları da genellemelere maruz bırakan bir taraftar grubu. bunları dile getirmem bana bir şey kazandırmaz ama bu her taraftar grubu için geçerli; gerçekten futbolla mı ilgileniyorlar yoksa futbol adı altında eril dili ve kadın bedeni üzerinden şiddeti ve tecavüzü meşrulaştırmaya mı çalışıyorlar?
    fenerbahçe taraftarı
    fenerbahçe taraftarı
    fenerbahçe taraftarı
    fenerbahçe taraftarı
    fenerbahçe taraftarı
    fenerbahçe taraftarı
    24 -2 ... arabeskkadin
  • yeni şeyler getiriyorum